|
Yazar Serdar-Webdesigner
|
|
Perşembe, 16 Kasım 2006 |
|
İMRANLI TARİHİ
Yıllardır farklı mezheplerin ve kültürlerin kardeşçe bir arada yaşadıkları bir bölge olan İmranlı'nın uzun bir tarihi geçmişi yoktur. İlçenin ilk defa kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber bölgenin kaderi 93 Harbi olarak bilinen 1876 Osmanlı-Rus savaşıyla değişmiştir. Bölgenin en eski meskunları Ermeniler olup sonrasında ise Kürt, Türkmen, Oğuz, Yörük ve diğer Türk kökenliler tarafından iskan edilen bölgenin geçmişinde çok yoğun bir orman dokusuna sahip olması da göze çarpar. Bu sebepten, önemli bir yerleşim yeri olan Zara'nın doğusunda kalan bu yörede dikkate değer bir yerleşim yeri bulunmamaktadır. Batılı araştırmacı Sinclair, 1372 yılında, Zara'nın doğusundaki bugünkü İmranlı civarının aşırı derecede ormanlaşmış olduğunu ve belki de bu yüzden çok az seyyahın Zara'nın doğusundaki şimdiki yolun istikametinde seyahat ettiğini ileri sürmektedir. İmranlı ve civarında önemli herhangi bir kentin olmaması ve bölgenin aşırı ormanlık olması gibi sebeplerden dolayı, 17. yüzyılda yaşamış olan Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi dahi Sivas'tan Erzincan'a ve Erzurum'a Zara ve Suşehri üzerinden seyahat etmiştir. Bu tespit bazı Sivas Salnameleri (Yıllık) tarafından da desteklenmektedir. Hicri 1308 (1890/1891) tarihli Sivas Salnamesi'ne göre, Koçgiri (Zara) kazasının Abaş ve Çit nahiyelerinde görkemli bir orman bulunmaktadır.
Roma ve Bizans zamanında Aşağı Ermenistan olarak bilinen yörede Osmanlı son zamanlarına kadar Ermeni nüfusun fazla olduğu bilinmektedir. Selçuklu ve beylikler zamanında ise bölgeye Türkmen,Oğuz, Yörük ve diğer Türk boylarından göçler olduktan sonra Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan Abdülmecit zamanındaki Kürt göçleriyle zaten fazla nüfusa sahip olmayan bölgenin demografisi yeniden şekillenmiştir. Kanuni zamanındaki Kürt göçü hakkında fazla bilgi olmamakla birlikte Sultan Abdülmecit zamanında Dersim bölgesinden Ermenilerin boşalttığı kuzeyde Kızılırmak'ın çıkış yatağı olan İmranlı bölgesine göçler olmuştur. Bu zamanda, bölgenin toprağı verimli, suyu ve havası temiz ve ormanları bol idi. Göçerlerin nüfusu İmranlı ve Divriği bölgesinde iyice artarak zamanla Koçgiri dokusu oluşmaya başlamış ve Koçgiri Aşireti bölgedeki en fazla populasyon olmuştur.
19.yüzyılın son çeyreğinde, ‘93 Harbi' olarak da bilinen 1876-1878 Osmanlı-Rus Savaşları'ndan dolayı Erzurum ve Kars illerinden bölgeye devlet eliyle göçler yaşanmıştır. Göçmenlerin (Muhacir) sayısı çok fazla idi ve Koçgiri kazasına gelenlerin büyük bir kısmı devlet tarafından şimdiki İmranlı ilçe merkezinin bulunduğu bölgeye yerleştirilmişlerdir. Bugün İmranlı olan arazi satın alınarak onlara verilmiştir. 1870 Sivas Salnamesi'nde 271 hanedeki 1378 muhacirin bölgeye yerleştirildiği yer almaktadır. İmranlı'nın yazılı kaynaklarda geçen ilk ismi olan Çit Sahrası, bu göçlerden sonra nahiye olmuş ve böylece Çit Bucağı adını almıştır. Yazar Aziz B. Erdeşir Astrabadi'nin Farsça yazılan Bezm-i Rezm adlı kitabının 494. sayfasında Çit'den şöyle bahsedilmektedir. “Kadı Burhaneddin, Kemah Valisini tedip için Çit Sahrasında indi.” “Kadı Burhaneddin ve Devleti” adlı kitabında Doç. Dr. Yaşar Yücel de 143. sayfada aynı konudan bahsetmektedir. Bu bilgilere göre, yazılı olarak 1340 yılından beri İmranlı ve çevresi Çit olarak bilinmektedir. 1890'da Sultan II. Abdülhamit döneminde Hamidabad olarak değiştirilen nahiyenin ismi, Hicri 1321 (1905) Sivas Salnamesi'nde de Hamidabad olarak geçmektedir. Bölgeye ikinci göç hareketi 1911-12 yıllarında yaşanmış olup 1911 yılında ise Hamidabad ismi İmraniye olmuştur.
1 Ocak 1948 tarihinde çıkarılan bir kanunla İmraniye ilçe statüsüne kavuşmuş ve ismi İmranlı olarak değiştirilmiştir.
Kaynak: Serkan Bozkurt
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 18 Temmuz 2008 )
|